Aydındere Haber Giresun Haber Karadeniz Haber

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
ALİŞANOĞULLARI
Bu makale 8690 kez okundu.
Yazının Tarihi :   14 Mart 2019 - 10:54:56

EKONOMİDE İSTİKRAR VE İHRACATTA SERBESTLİK

Büyüt
Küçült
EKONOMİDE İSTİKRAR VE İHRACATTA SERBESTLİK

Furkan Yazar

Ekonomik olarak kalkınmak ve ekonomideki tüm dinamikleri tam anlamıyla hayata geçirmek için güçlü bir şekilde ekonomik program ortaya koymanız gerekmektedir. Ekonomik programın detayı belirgin olmalı ve farklı risklere karşı bir o kadar da hassaslık göstermelidir. Ekonomik program hiçbir şekilde kırılgan yapıda olmamalıdır. Ekonomide istikrarı sağlamak istiyorsak ve ülkemizin gelişmişlik düzeyini artırarak, insanların refah seviyesini maksimum düzeye çıkarmak istiyorsak mutlak suretle ekonomide farklı önlemleri alarak, hayata geçirmeliyiz.Mesela; ekonomik göstergelerde oluşan bir olumsuz duruma karşı ikinci bir planınız ve programınız yoksa her daim ekonomide çöküşten kurtulamayacaksınız. Hatta iki de değil gerekirse, üçüncü ve daha fazla alternatif programlarınızı elinizde hazır bulundurmak zorundasınız.

         Bugün aslında; ekonomide zaman zaman yaşanan problemlere iktidar tarafından farklı farklı çözüm önerileri getirilmekte ve bu çözüm önerileri de ekonomide aksaklıkları düzeltmektedir. Bu sayede; kısa zamanda sonuca ulaşılıp, sorunlar bertaraf edilmektedir. İlk paragrafta bahsettiğim programlar hükümetçe denenmekte ve sonucunda da başarı gelmektedir. Tabii aksaklıklar her dönem ortaya çıkacaktır. Ekonominin doğal seyri budur. Bugün gelişmiş ekonomilerde bile çatlaklar artmışsa ve global ekonomiler bile zaman zamanresesyona giriyorsa bizim ülkemizin de bazı evrelerde ekonomide sıkıntı yaşaması doğaldır. Zaten her körü gösterge sonrası ekonomide iyileşmeler daha da hızlanacaktır. Aslında bazen bu ekonomik olumsuzluklar yeni fikirlerin ortaya çıkması açısından da bizlere kazanım olarak dönmektedir.

          Bu itibarla; şimdi ekonomide yapılabilecek bazı temel konulara değineceğim. İlk olarak lokomotif sektör olan enerji ile başlamak istiyorum. Bildiğiniz üzere, brent petrolün dünyadaki artışının had safhaya ulaşmasıyla beraber bizim ülkemizde benzin ve motorinin litre fiyatı sürekli olarak artarken, hükümet bu artışın fazlalaşması nedeniyle eşel vergi sistemi getirerek, devletin ötv gelirinden feragat etmesini ve fiyatların da sabit tutulmasının yolunu açtı. Bu sayede; nakliyeciler başta olmak üzere otobüs firmaları, şirketler ve vatandaş büyük ölçüde rahatladı. Şimdi, akaryakıt konusunda denenmesi gereken bir konuyu paylaşacağım. Akaryakıta getirilen vergilerin toplamı yüzde 70 civarındadır. Mesela; 22 milyon araçtan 5 milyonu aktif olarak trafikteyse bu araçlardan alınan vergi 5.000.000x%70=3.500.000. Mesela vergi oranı yüzde 35 civarına yarı yarıya düşürülünce trafiğe çıkan araç 15.000.000 olacak bu sayede 15.000.000x%35=5.250.000 Bu örnekte görüldüğü üzere devlet vergi indiriminden daha kazançlı çıkarak güçlenecektir. Bu vergilerin kademeli olarak düşürülmesiyle beraber piyasada akaryakıta olan talep artacak, bu sayede, üretici daha çok ürün üretip, pazarlamak için daha çok akaryakıt alacak, çeşitli tatil yörelerine gitmek isteyip, bunu erteleyenler sürekli olarak araçlarıyla uygun fiyata gezecekler. Bu durumda; akaryakıt firmaları daha çok satış yapacak ve sürümden kazanacak. Tüketim arttıkça akaryakıt firmalarının da yüzde oranları vergilerle beraber düşülecek ve devletin indirimden kaynaklı herhangi bir vergi kaybı olmayacak hatta da vergi gelirlerinde artış gözlenecektir. Gerekirse; akaryakıt firmalarında tavan fiyat uygulaması hayata geçirilmelidir. Aynı şekilde; elektrik, doğalgaz gibi ürünlerde firmalara tavan fiyat uygulanmalı ve birim fiyatlar düşürülerek, daha çok abone sayısının artması sağlanmalı ve bu abonelerin klimalara ve kombilere rağbeti ile beraber sektörde hareketlilik sağlanmalı, aynı zamanda hane halkının tasarrufuna imkansağlanmalıdır. 

        Bugün tarımsal alanlar aslında ülkemiz ve dünya için çok önemli bir hal almaktadır. İnsan sayısının artmasıyla beraber ileride gıda savaşları çıkacaktır. Şu anda Çin ve Fransa gibi büyük devletler her yerde büyük ölçekli tarım arazileri satın almaktadır. Tarım arazilerinin önemi ile birlikte ülkemizin Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere İç Anadolu Bölgesinde de tarımda verimlilik ve sulama faktörleri öne çıkmaktadır. Kuraklığın ve küresel ısınmanın arttığı günümüz dünyasında tarım arazilerinde sulama sıkıntısı yaşamaktayız. GAPın yanında hayata geçirilecek Silvan Projesi ile beraber büyük oranda Güneydoğuda yaşayan insanlarımıza bir iş kapısı açılacaktır. Bununla birlikte o topraklarda oluşturulması gereken su havzası ile ülkemizde su sıkıntısı çeken yerlere dikeyden başlayarak yatay yönde bir su yolu akışı sağlanarak sulama sıkıntısının önüne geçirilmesi sağlanmalıdır. Bugün tarım ve hayvancılıkta yapılan desteklemeler çok yerinde uygulamalardır. Çiftçiye getirilen mazot desteği ile üretim yapan çiftçilerimiz rahat bir nefes alacaktır. Bu çiftçiye yapılan mazot desteği aynı zamanda nakliye ve ulaşım sektörüne de yapılırsa; buradaki esnafımız da rahatlamakla beraber, sektörde artan kullanımla beraber canlılık gelecek, ürünlerin fiyatları düşecek, enflasyon da aşağı doğru inecektir. Bununla birlikte çok yönlü olarak tarım ve hayvancılıkta yapısal reformlar şart. Belki tarımda yeniden fizibilite (yapılabilirlik) haritası çıkarılıp, tarım alanlarını ihtiyaca göre projelendirmemiz gerekmektedir. Aynı şekilde hayvancılıkta da fizibilite çalışması şarttır. Belki yerel seçim sonucunda bazı belediyeler bu konuya değinir ama; ben yine de hatırlatmakta fayda görmekteyim. Sosyal olarak devletin gücünü hissetmek isteyen ellere daha çok ulaşılması gerekmektedir. Mesela engellilere bilgi teknolojileriyle donatılmış, onların becerilerine yönelik yeni Engelliler Merkezleri kurulmalı, kimsesizlere, evsizlere ve çaresizlere daha çok Sığınma Merkezleri açılarak, onların yaralarına merhem olmamız gerekmektedir. Burada devlet genel ortak bir sosyal yardım hesabı açarak, yatırım yapan işadamlarının her yaptığı yatırım kadar belli oranda yüzde dilim olarak bu sosyal yarım hesabına para yatırması talep edilebilir ve burada becerisini geliştirene de iş imkanı sağlanarak, devletin bütçesine dokunulmadan bu hizmetlerin millete sunulmasının yolu rahatlıkça açılabilir.

        Çarşı, pazarda artan meyve, sebze ve gıda fiyatlarına önlem olarak devlet belediyelere tanzim satış yerleri kudurarak, çok cüzi karla bu ürünleri tüketiciye ulaştırmanın yolunu açmıştır. Bu uygulama gerçekten çok yerinde bir uygulamadır. Sebze ve meyveyle başlayan bu uygulama temizlik vs. gibi ürünleri de kapsayarak genişleyecektir. Gerçek anlamda ticaret yapıp, normal kar oranıyla satış yapan hal esnafına, toptancı ve perakendecilere, marketlere lafımız yok. Ancak; köylünün ürettiği malı elinde kalacak diye onu çok ucuz meblağlara alarak, misliyle satanlara, yüzde 20 gibi bir normal kar oranı varken yüzde 100-200 olarak fahiş kar edenler bu millete en büyük ihaneti etmektedir. Bu fırsatçılar, halkın Cumhurbaşkanı Erdoğana karşı ilgisini azaltmak için mücadele etmektedirler. Ayrıca; demire zam geldi diyerek konut fiyatlarını iki kat gibi artıran konut satıcıları da burada alt gelir düzeyini hedef almaktadır. Demirler konutların sadece temelinde ve kolonlarında yer tutarken ve sanki binanın komplesini demirle örüyormuş gibi bir hava estirerek krizi fırsata çevirenler büyük bir hata içindedirler. Her şey para kazanmak değildir. Yeri geldiğinde girişimci olarak kendinden fedakarlık ederek bu ülkenin zor şartlarında gelirinden feragat ederek ülkeye yardım etmelisin. Bugün faizler krediler için 1.50ye kadar düşmüş bulunmaktadır. Bu oran iyi bir oran olarak gözükse de; faizlerin daha da düşmesi gerekir. Devlet, gerekirse faizsiz krediler ile piyasada üretim yapan kesimlerin önünü açmalıdır. Bankalar da karından vazgeçerek piyasanın rahatlaması için faizleri iyice düşürmelidir.

           Yeni Hal Yasası ile beraber aracılar ortadan kalkacak ve üretilen ürünler tüketiciye direk ulaşarak enflasyonist ortamdan uzaklaşılacak ve hane halkının girdi maliyetleri azalacaktır. Aynı zamanda seracılık alanlarına verilecek desteklemeyle beraber de maliyetlerde azalma ortaya çıkacaktır. Tabii eksiklikler olabilir. Hatalar da elbet olacaktır. Denemeler yapılarak bu hatalar yerine farklı programlar ortaya konacak ve yanlışların önüne geçilmiş olunacaktır.Mesela; üreticilerle görüşmelerden aldığım izlenimlerde; gübrenin, zirai ilaçların, mazot girdilerin maliyetinin yüksek olması aynı zamanda enflasyonla beraber bunun üretime bir yük getirdiği belirtilmektedir. Bunu önlemek için devlet olarak KDV tüm ürünlerde yüzde 1e düşürüldüğünde artan üretim ve dolayısıyla tüketimle beraber devletin gelirleri artacaktır. Üretim yapan esnaflar ve hal toptancısı için girişte KDV yüzde 1 ve çıkışta da KDV yüzde 1 yapıldığı zaman ve bunu da kayıt altına alarak kontrolü sağladığın zaman tam anlamıyla denetim sonucu bu kurala uymayanlara caydırıcı yüksek cezaların uygulanmasıyla herkesin bu denetimlerde kendine çeki düzen vermesine imkan sağlayacaktır. Bununla birlikte;gıda fiyatlarında istikrar için ülkemizin çok geniş kapsamlı olarak üretim planlaması yapması şarttır. Ürünlerde desteklemeler artırılmalı, gerekirse çiftçilerden ve tarımla uğraşanlardan gelirinin iyi düzeylere gelmesine kadar vergi alınmamalıdır. Çiftçi mahsulünü alıp, yıl sonunda ne kazanmışsa ona göre belli oranda vergi alınmalı, yeni ekim alanlarında farklı ürünlerin ekimini sağlaması için çiftçiye destek verilmelidir. Farklı zamanlarda oluşacak doğal afetler fırtına, sel vs. gibi olumsuz durumlara karşı sigortalama güçlü şekilde hayata geçirilmelidir. Vergide mutlak şekilde adaleti sağlamamız gerekir. Genel olarak vergi politikası az kazanandan az, çok kazanandan çok şeklinde olmalıdır. Aynı zamanda ihracatta kotalar kalkmalı ve tüm ürünlerde ihracat serbestisi sağlanmalıdır. İhracat serbestisi sağlanarak, yerli üreticilerin de arzı belirlenmeli dengeli şekilde ülke içindeki talep belirlenerek üretim artırılmalı, yerel bazda fiyatların fahiş seviyeye gelmesinin önüne geçilmelidir. Çeşitli iş çevrelerinden aldığım duyumlara göre başta Çin, Hindistan, Irak, Rusya ve diğer çeşitli ülkelere bazı meyve ve sebzelerde yer alan kota uygulaması nedeniyle ihracat yapılamamakta ve bu da ülkemizin ve üreticilerimizin gelir kaybına neden olmaktadır. Bunu önüne geçilmek için ihracatta kotalar yerel ve ülke içindeki dengeler göz edilerek kaldırılmalıdır. Farklı zamanlarda farklı işyerlerinde edindiğim bir izlenime göre de işyerlerinde dönemsel olarak çalıştırılan işçilerin sigorta ödemeleri konusunda işverenlerin zorluk yaşadığı tarafıma aktarılmaktadır. Bunun için de; etkili bir şekilde her işyerinin denetime alınması ve her işyeri devlet veri tabanında vergi ve sgk sisteminde kayıt haline alınarak, bu dönemsel günlük, haftalık veya aylık çalışanlar için işverenlere günlük sgködeme alternatifi getirilmesi gerekmektedir. Mesela bir işveren günlük olarak bir çalışanına 100 TL. veriyorsa bunun sgk ödemesi o gün için hemen 5 TL. olarak belirlenmeli ve anında işveren kayıt sistemiyle bunu ödemeli ve devletin gelir kaybının önüne geçirilmesi sağlanmalıdır. Yine aylık sigortalar için de veritabanıyla beraber, şartların işletmelere ağırlık vermediği güçlü bir sigorta sistemi kurmak gerekir. Örneğin, sigorta yaptırana indirimler, teşviklerle hem çalışanların hakkı hukuku gözetilmeli hem de devletin gelir kaybı önlenmelidir.

          Tüm ekonomi alanında bulunan KOBİler, esnaf ve üreticilerin kendi sektörlerinde bölümlere ayrılması ile bunlara devletin ortak hesap oluşturması ve ortak hesaba da aylık belli meblağların firmalar tarafından yatırılması ve firmaların ekonomik bir sıkıntı yaşaması durumunda da bu yedek akçeyi kullanmasının önü açılmalıdır. Yine bazı belediyelerde seçilemeyeceğini anlayan belediye başkanları esnafa ecrimisil(haksız işgal tazminatı) bedeli çıkarmakta ve bunla birlikte esnafı hükümete düşman etmeye çalışmaktadırlar. Bazı kamu kurumlarındaki yetkililer de esnafa, sudan sebeplerle kendi üretimi olmayan dışarıdan aldıkları malzemelerin, kağıtlarınkalitesinin düşüklüğüne ceza kesmektedir. Esnaf bu kağıdıüretmemiş ki. Sadece dışarıdan parasını vererek satın almış. O zaman bunu kullanan esnafa bu cezanın kesilmesi hiçbir adalet ve mantık ilkesiyle bağdaşmaz. Burada yapılmak istenen bezdirme politikasıdır. Ciddi anlamda bürokraside ve bazı belediyelerde kamuda yapılacak olan reformlara karşı hala bir direnç var. Bürokratlar yapılacak her olumlu adıma karşı çıkmakta ve ülkeye karşı büyük bir haksızlıkta bulunmaktalar. Cumhurbaşkanı bir olay için bir hareket başlatmadan hiçbir bürokrat ve siyasetçi insiyatif alıp, bir proje başlatıp Cumhurbaşkanının yükünü almamaktadır. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı ile zamanında yol yürüyen ama bugün onu hançerleyen siyasetçiler var. Cumhurbaşkanına bilgi akışını engelleyen, onu yanlış yönlendiren, farklı hedefler gösteren danışman ve bürokratlar var. Bunu yapan siyasetçiler, bürokratlar ve danışmanlar maalesef devletine hainlik içine girmiş durumdalardır.

            Netice itibariyledaha önce gezi olaylarıyla yapamadıklarını 17-25 Aralık operasyonlarıyla denediler ve yine başaramadılar. Daha sonra da ihanet şebekeleriyle beraber 15 Temmuz darbe girişimiyle devletimizin bekasına göz diktiler ve milletimize karşı saldırıya geçtiler. Allahın yardımı ve milletin ve Cumhurbaşkanımızın ferasetli duruşuyla buradan da sonuç alamayınca bu sefer de ekonomiyle bizi vurmaya çalışmaktadırlar. Belki birgün biber, patlıcan yemezsen ölmezsin; ancak vatanını kaybedersen bütün benliğini ve her şeyini kaybedersin. Muhakkak suretle krizleri fırsata çevirip, buradan da güçlü bir şekilde çıkacağız ve ülke olarak ekonomide 2019 yılında faizlerin hızlı şekilde düştüğüne ve yeni ekonomik atılımların artacağı bir yıl olacağını göreceğiz. Kurun aşağı inerek dengelenmesi sonucunda firmaların ve devletin borçları da düşecek, bu sayede özel sektör ve devlet borçları yüksek seviyelerden düşük seviyelere gerileyecektir. Savunma ve hava sanayi alanında üretimimizi artıracağız. Yerli ve milli katma değerli ürünlerin daha çok önem kazanmasını sağlayacağız. Bor minerallerinden elde edilecek ürünleri daha fazla üreteceğiz. Bor mineralleri veya farklı yer altı kaynaklarının çıkarılması için her yolu denemeliyiz. Keza özel donanımlı okullarda yüksek teknolojili ürünlerle bilim adamları yetiştireceğimiz öğrencilerin sayısını artırarak, ülkemizin hep beraber topyekün olarak kalkınmasına ön ayak olacağız.

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Bulancak Ajans
SPOR VİTRİNİ
hacamat
tuncay kara
Son Yorumlar
Sedat MERİÇ
Yipranma hakkimizi geri istiyoruzzz
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
1. LİG PUAN DURUMU

Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Aydındere Haber Giresun Haber Karadeniz Haber | http://www.aydindere.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019
Her hakkı saklıdır. Aydindere.com kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. Haberlere yazılan yorumlardan kullanıcılar, köşe yazılarından ise yazarları sorumludur. Copyright © 2009 Sosyal Medya Uzmanı Gazeteler sanalbasin.com üyesidir